blog-1

01-09-2017

Füsun KARAER

IŞIKLAR İÇİNDE UYU...
Sevgili Bülent Cedetaş için duygularımı yazmaya çalışırken, eşimin ; " O bizim manevi babamızdı " sözlerinde ne kadar haklı olduğunu düşündüm.
Yaklaşık 25 yıl süresince birlikte çalıştığım o insanın sevgi dolu nazik kişiliği içtenliği, bilgeliği ve hoş görüsü benim Bülent bey için iş verenim, patronum dememi hep engelledi ve sevgili Bülent beyi gerçekten bir baba, eşi sevgili Necla Cedetaş'ı bir abla ve Burak ve Burcu Cedetaş'ı birer kardeş olarak görmeme sebep oldu. Bu duygularımın karşılıklı olduğunu görmek, Karaer ailesi olarak bizler için hep mutluluk kaynağı, övünç nedenidir.
İnanıyorum ki çalışan - işveren ilişkisinin, aralarında kan bağı olmadan bu değerlere ulaştığı şirket sayısı çok azdır ya da hiç olmamıştır. Sevgili Bülent Cedetaş ile tanışmam 1969 yılı sonlarında CEDETAŞ ELEKTRİK ' te sekreter - muhasebe görevlisi olarak çalışmaya başlamamla gerçekleşti ve şirketin CEDETAŞ MÜH. ve MÜŞAVİRLİK LTD.ŞTİ.' ne dönüştüğü yıllarda ve sonrasında birlikteliğimiz aralıksız ve yoğun çalışarak devam etti. O yılların gereği daktilolar ile yazılan ihale dosyaları ve evrakları, kollu facit marka hesap makineleri ile yapılan hesaplar, ( eğer bu makineler ile çalıştıysanız gün sonunda kol ve omuzunuzda ağrı hissetmeniz doğaldı.) Ve el yazısı ile tutulan şirketmuhasebe kayıt ve defterleri gözlerimin önünden hiç gitmez.
O dönemlerde kullandığımız telefonlar, sonraları telex ve birden fazla telefon hattını kullanabildiğiniz telefon santralları, yazı işlerinde kullanılan daktilolar (remington) zamanla hızlı, şaryolu, büyük, elektrikli daktilolara dönüştüler ama ne olursa olsun yapılan yanlışları düzeltmenin büyük bir zaman kaybına ve strese neden olduğu, doğaldır ki günümüzde bilgisayar ortamında çalışanlarca anlaşılması beklenemez.
Ancak Bülent bey'in farkındalığı, emeğe saygısı, hoşgörüsü o günlerde bana çok büyük güç verdi ve sevgili dostumuz Berç Mazlumyan' ın katkısı ile muhasebe işlerini yürütebildik. Günler geçtikçe şirketimiz büyüdü ve ben şirkette tek hanım olmaktan ( o günlerde sevgili Necla Cedetaş'a verdiği desteklerden dolayı teşekkürü bir borç bilirim) kurtuldum, sevgili İrini Dimitriadis ve Tülay Kanıt'la olan dostluğumuz halen devam ediyor.
1979 yılında bir kızım oldu, sevgili Bülent bey kızımızı ilk gördüğünde o sevecen tavrı ve gülümsemesi ile; bu ofisin havasını teneffüs etti, biz Esra'yıda elektrik mühendisi yapalım demişti. Sevgili Bülent bey'in o günkü sözleri gerçekleşti, Esra bugün Elk.Y.Mühendisi ancak iki çocuk annesi olarak farklı bir alanda çalışıyor. Eşim Erdal Karaer anılarını yazarken, bütün büro personelinin mesai bitiminden önce çıkarken Bülent bey ile karşılaştıklarını sevgili Bülent bey'in esprili bir sitemde bulunduğunu yazmış ancak benimle ilgili olan ve bu yüzden kendimi affedemediğim " sende mi? Brütüs" cümlesini unutmuş. Sevgili Bülent Cedetaş'ın, şirket geliştikçe çalışanların çoğunluğunun akşam bölümlerinde okuyan öğrenci olması ki ( eşim'de onların arasındaydı) nedeniyle eğitime önem vermesi önemli özelliklerinden biriydi, bu şekilde okuyup mezun olan arkadaşlarımızın aldıkları diplomalarda çok büyük emeği olduğunu, ayrıca köy okullarına yardım kampanyalarına şirketimizin büyük katkı sağladığını yazmayı sevgili Bülent Cedetaş' ın aziz hatırasına hürmeten bir borç biliyorum.
Bilgeliği, hoşgörüsü, esprileri ve sevecen kişiliği ile hep gönlümde ayrı bir yeri olan sevgili Bülent Cedetaş'ı saygı ve sevgilerimle anarken, sevgili Burak Cedetaş 'ı ve ailesini Cedetaş ismini, değerlerini koruma kararlılığından, gayretlerinden ve çalışmalarından dolayı kutluyor, kendilerine teşekkür ediyor ve sevgilerimi sunuyorum.
Füsun Karaer - Eylül 2017